• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/psikoaktifegitim
PSİKOAKTİF
AİLE & EVLİLİK TERAPİSİ MERKEZİ

                                       0 (232) 421 12 48

Uzman Evlilik ve Aile Terapistleri, 
Evlilik, İlişki, Çift ve Aile Sorunlarının Çözümleri için 2002'den bu yana İzmir'de..

Evlilik Sorunları ve Çözümleri


Evlilik Sorunları ve Çözümleri

Gerçekdışı beklentiler

Sağlıklı bir evlilik için beklentilerinizin gerçekçi olması gerekir. Genellikle evliliklerden büyük beklentiler vardır. Eğer evlilik içindeki gerçeklikler bu beklentilerle uyuşmazsa, eşlerden biri veya her ikisi hata yaptığını düşünebilir ve yaşanan hayal kırıklığı problemlere yol açabilir. Evlilikle ilgili gerçekdışı beklentilerden birisi, evliliğin erkeklere ve kadınlara eşit düzeyde avantaj sağladığıdır, oysa gerçek bundan farklıdır. Evli erkekler yüksek statülü işlere daha kolay girebilirken, kadınlar için evli olmak bazı konularda işleri zorlaştırabilir. (Örn: bazı işlere girerken, akademik kariyer açısından). Bu durumun en baştan bilinmesi ve kabullenilmesi daha sonra yaşanacak sorunların önüne geçilmesini sağlar.

Evliliklerin iniş ve çıkışları vardır

Bütün ilişkilerin inişleri ve çıkışları olabilir. Bazen evlilikteki zorluklar romantik duyguların üzerini örtebilir. Bütün çiftlerin sevgiyi hissettikleri ve hissetmedikleri zamanlar vardır. Ama sevgiyi hissetmemek, onun varolmadığı anlamına gelmez. Evliliğin her zaman coşkulu ve romantik olmasını beklemek gerçekçi olmaz. Zaman zaman evliliğin durgun, monoton dönemleri olabileceğinin bilinmesi gerekir.

Mutluluğu yalnızca evlilikte aramak

Evlenilen kişinin bir başkasını mutlu etmek için ne gücü, ne de yeteneği yeterli olur. Mutlu olmak ya da olmamak kişinin kendisi ile ilgilidir. Evlilik ilişkisinin, kişinin mutluluğu ve kendisini iyi hissetmesi için yardımcı ya da destekleyici rolü vardır, ancak mutluluğun esas kaynağı değildir. “Seni mutlu edeceğim”, “beni mutlu edecek bir eş istiyorum” ifadelerinde de açıkça görüldüğü gibi kişinin mutlu olmasının sorumluluğu bir başkasına ait görülüyor. Eşlerin birbirini mutlu etmesi gerektiği düşünülüyor. Bu beklenti ile başlayan evliliklerin başarılı olma olasılığı düşüktür.

Aile ekonomisini oluşturmak

“Kim parayı nasıl harcıyor” uzun yıllar birlikte yaşadıkları halde bu meseleyi çözememiş çok çift var. Bizim paramız diye bir kavram oluşmamış. Aylık bütçe kavramı yok, bunun üzerine müthiş savaşlar yaşanıyor. Bununla birlikte, eşlerin birbirlerinin maddi ihtiyaçlarına duyarsız kalmaları, seyahate, doktora, psikoloğa gitmeyi lüks saymaları, eşinin kuaföre, yemeğe gitmesine, bireysel harcamalarına müdahale etmeleri, eşleri harcamalarını birbirlerinden gizlemeye ve yalan söylemeye itebilir. Evlilik yaşantısında para çok önemli bir nokta. Bu nedenle mutlaka ekonomik konular eşler tarafından birlikte planlanmalıdır.

Evliliğiniz yıllar içinde değişecek

Evliliğiniz her zaman ilk günlerin heyecanı ile devam etmeyecek. Genellikle evliliğin ilk günleri ile ilerleyen yılları arasındaki en büyük fark, duygusal paylaşımların azalması ve eşlerin birbirlerine karşı davranış biçimlerindeki değişikliklerdir. İlk günlerde sevgi dolu sözler ve davranışlar daha fazladır. Daha fazla fedakarlık yapılır. Ufak şeyler daha çok mutluluk verir ve yine ufak sorunlara bireylerin daha fazla tahammülleri vardır. Zaman geçtikçe evlilik sıradan bir hal alabilir ve ilk günlere özlem duymaya başlayabilirsiniz. Evliliğin ilk dönemlerine duyulan özlem halihazırdaki yaşantıya karşı memnuniyetsizliği ifade ediyor olabilir. Genellikle heyecanın ve belki saygının yitirilmesi anlamına bile gelebilir. Eğer eşlerin evlilik ile ilgili memnuniyet düzeyleri düşükse ve birbirlerine karşı saygılarını yitirmişlerse ciddi problemler var demektir ancak evliliğin ilk günlerinin heyecanının ve coşkusunun azalması sorun olarak görülmemelidir. Bu durum her evlilikte yaşanır ve evliliğin normal bir evresidir. İlk günlerin heyecanının evliliğin ilerleyen yıllarında da aynı şekilde devam etmesini beklemek gerçekçi değildir ancak evliliğin farklı dönemlerinde de eşler arasında güzel paylaşımlar olacağını bilerek, yaşanılan zamanın güzelliklerini görebilmek gerekir. Evliliğinizin de yaşayıp yaşlanacağının, yıllar içinde değişeceğinin farkında olun. Bu konudaki düşüncelerinizi ve duygularınızı eşinizle paylaşın.

Evliliklerin en tehlikeli dönemleri

Evlilikleri evlilik olmaktan çıkarıp, eğer çözülmezse ya da evlilik sona erdirilmezse ömür boyu sürecek azaplar haline getirecek çok tehlikeli dönemler vardır. Uzun yıllar birlikte yaşamış ve sonra evlenmiş insanlar için bile evliliğin ilk yılı, en tehlikeli dönem.

İlişki tamamen iki kişilik olduğunda sadece iki kişinin ilişkiye yönelik beklentilerini içerir. Evlilik olduğunda, bu ilişki bir kurum haline dönüşür. İlk yılın evlilikler için çok tehlikeli olması, iki insanın aynı evde yaşamasından kaynaklanan fiziksel sorunlarla ilgilidir demek, sorunu çok basite indirgemektir. Evlilik bir aile olma girişimidir. Sosyal bir ünite olma girişimidir. Bu üniteyle ilgili sizin sahip olduğunuz bilgi, köken ailenize ait olandır ve evlendiğinizde ‘el yordamıyla’ bu bilgileri kullanmaya başlarsınız.

Gerçek anlamda evlenmiş olabilmek için çiftlerin daha önceki hayatlarında bireyselleşmiş olabilmeleri çok önemli. Ancak bireyselleşme kritik bir nokta. Çünkü çok fazla bireyselleşmek, aynı evde yaşamayı ve bir hayatı paylaşmayı güçleştiriyor. Eğer bu temel sorunları fark edemezseniz, evliliğinizin ilk yılındaki çatışma bir ömür sürebiliyor. İlk yıllardan beklenen o ailenin kendine özgü bir model oluşturması ve kendi sistemini kurup, yapılanmasını gerçekleştirmesi, kendi çözüm yollarını oluşturmasıdır.

Çocuk sahibi olmak evliliği nasıl etkiliyor?

Eşleri birbirleri ile akraba yapan, sonsuza dek birbirlerinin genlerinde yaşamalarını sağlayan tek şey çocuk sahibi olmaktır. Çocuk sahibi olmak aynı zamanda geri dönülmezlik duygusunu beraberinde getirir, bu durumda eşlerde kaçıp kurtulma isteği ortaya çıkar. İsteyerek çocuk sahibi olan kişilerde de durum değişmez. Hareket kabiliyetlerinin kısıtlanması, özgürlüklerin kaybı, tüm çiftleri derinden yaralar. Evli çiftler bu noktada bir kadın ve bir erkek olmaktan, anne ve baba olma noktasına ulaşabilirlerse, bu krizi atlatabilirler. Benzer krizler çocukla ilgili ortak kararlar verme noktasında da kendini gösterir.

Aslında genellikle eve gelen o minik birey ev içindeki coşkuyu artırır, hatta çoğu zaman eşler arası iletişimi güçlendirir. Ancak zaman zaman ebeveynlerin yanlış tutumlarından dolayı sorunlar ortaya çıkabilir! Peki niçin? Ev içinde rollerin sağlıklı bir biçimde belirlenmemiş olması bu durumun en önemli nedenidir. Bireylerin anne - baba olduktan sonra eş olma rollerini unutmaları ve önceliği her zaman çocuğa vermeleri ile diğer eş ihmal edilebilmektedir. Bu durumda eşler, ebeveyn olmadan önceki ortamı arar ve eşi ile eski yakınlığını özler. Çocuğun kendisine olan ilgiyi azalttığını düşünür. Çocuk bahane edilerek eşin bazı isteklerine cevap verilmemesi, eşe zaman ayırma gayretinin gösterilmemesi, ev içinde eşlerin birbirlerine sürekli, “annecim, annemiz, babacım, babamız” ifadeleriyle seslenmeleri yapılan diğer yanlış davranışlardır. Ayrıca, çocuk bakımı ile ilgili sorumlulukların paylaşımının iyi düzenlenmemesi tartışmalara yol açabilmektedir.

Çocuk sahibi olduktan sonra, daha önceki yaşam tarzınızın önemli ölçüde değişeceğini ve çok önemli bir sorumluluk altına gireceğinizi bilmelisiniz. Bu nedenle yeni düzenlemeler yapmanız gerektiğinin farkında olmalısınız ve bu konu kesinlikle hassas davranılması gereken bir konudur. Aksi takdirde ev içinde huzur bozulabileceği gibi, bireylerin eş olma ve ebeveyn olma rolleri de zedelenir.

İzmir Aile Terapisi
UZMANLARIMIZ