Evliliğin ilk yıllarındaki
sorunların çoğu eşler arasındaki sosyo-
kültürel farklılıklardan
kaynaklanmaktadır. Kişilerin sosyo- kültürel
düzeyleri; nasıl yaşadıklarını,
nasıl davrandıklarını, hangi ortamlarda
bulunduklarını, boş vakitlerini nasıl
değerlendirdiklerini, nerede eğlendiklerini ve tabi ki
sosyal ilişkilerini belirler. Bu nedenle benzer
sosyo-kültürel düzeyde olan çiftlerin evlilik
ilişkilerinin daha uyumlu olması beklenmektedir.
Evliliğin sadece duygularla
yürümeyeceğini kabul etmek gerek. Evlilikle devam
edecek kadar ciddi olan ilişkilerde bireyler, öncelikle
aralarında sosyo-kültürel farklılık olup
olmadığına dikkat etmeliler. İçinde
yetiştikleri aile ortamları birbirinden çok
farklı olmamalı.
İlk aylar geçtikten sonra, eşler
birbirlerinden çok farklı ortamlarda yetişmiş
olduklarını anlayıp, diğerinin farklı
yanlarını kendi doğru bildikleri ile
değiştirme çabasına girişirse sonuç
hiç de iyi olmaz. Bazı evliliklerde kadın,
erkeğe kendi zevklerini, isteklerini kabul ettirmek için
çaba harcar, erkek de kendi isteklerinin yapılması
için direnir. İki taraf da kendini haklı
çıkarma telaşına düşer. Bu durumda,
eşlerin birbirlerinin içinde yetiştiği
çevreyi tanımaya ve anlamaya
çalışması ve onun
farklılıklarına saygılı davranmayı
öğrenmesi gerekir ancak bunu başarmak
söylendiği kadar kolay değildir.
Eskilerin eş seçiminde, aile
yapısını, yaşam koşullarını
büyük bir titizlikle incelemeleri boşuna
değildir. Günümüzde evliliklerin kısa
ömürlü olmasında, eşlerin farklı
kültürel çevrelerden ve aile ortamından
gelmeleri önemli ölçüde rol
oynamaktadır.