10.8 ‘Mükemmel eş’ olmaya çalışmayın
Yeni evli her genç kadın, ev yönetiminde usta olduğunu kocasına kanıtlamak ister. Çalışan kadın da, ev kadını da aynı hevesle ev yönetimine hakim olmak ister. Başlangıçta kadın, eşinin sevdiği yemekleri hazırlayarak, sofra alışkanlıklarını, çayını kaç şekerli içtiğini bir çırpıda öğrenip sanki kırk yıllık evliymişler gibi eşinin her isteğini o daha bir şey söylemeden yerine getirmeye çalışır. Çocukluğunda arkadaşlarıyla oynadığı ‘evcilik oyunu’nu tekrarlar gibidir. Erkek de kadından geri kalmaz. Eşinin yaptığı her yemeği, ‘çok lezzetli olmuş’ diyerek yemeye çalışır. Evde yaptığı her düzenlemeyi beğenmiş görünür. Eşinin isteklerini yerine getirmek için çaba harcar.
Bir süre sonra kadın da erkek de bu evcilik oyunundan sıkılmaya başlar. İlk şikayet kadından gelir: “Gün boyu onu memnun etmek için çalışıp çabalıyorum. Eve bir karış suratla geliyor, bir tatlı sözle gönlümü almayı denemiyor. Ben bu evin kölesi miyim?”
Erkeğin de kendi açısından şikayetleri peş peşe sıralanır: “Doğru dürüst yemek pişirmesini öğrenemedi. Annemi kendisine örnek alsa ya. Akşamları, ben yorgun argın eve geliyorum. Hanımefendi benimle hiç ilgilenmiyor. Bir köşeye çekilip oturuyor.”
Aslında yeni evli bir çiftin birbirinden bu kadar çabuk şikayete başlaması pekala önlenebilir. Evliliği bir oyun olarak düşünüp, rolünü başarıyla oynamaya çalışmak, kısa zamanda bu başrol oyuncularını yorgun düşürür. Kadın da erkek de mükemmel eş rolüne kendilerini kaptırmak yerine doğal davransalar, kısa sürede şikayete başlamazlar.