Eşinin kendisini
anlamadığından, önemsenmediğinden
şikayetçi olan bir çok birey,
yaşadığı bu sıkıntılardan
eşini haberdar etmeme yolunu seçiyor. Bu kişiler
“nasıl olsa beni yine dinlemeyecek, hem de kavga
çıkacak” gibi düşüncelerle
eşlerine hissettiklerini anlatmaktan kaçıyorlar. Bu
kişilerin böyle düşünmelerine neden olan
olaylar yaşanmış olabilir fakat unutulmaması
gereken nokta, konuşmamanın sorunları
halletmeyeceğidir. Konuşulması halinde
başarıya ulaşma ihtimali varken,
konuşulmaması durumunda başarıya ulaşmak
imkansızdır. Bu sebeple konuşmama seçeneği
kullanılmamalıdır. Olması gereken,
konuşmak, fakat nasıl konuşacağını
bilerek konuşmaktır. Bu sebeple bu sorunu yaşayan
bütün çiftlerin konuşmama kararlarına son
vermeleri ve ümitsiz olmamaları gerekir.
Eşinizle konuşurken bazı
noktaları dikkate almalısınız. Öncelikle
konuşma sonucunda eşinizin anında sizi
desteklemesini beklemeyin. Amaç sadece size olumlu tepki
vermesi olmamalıdır. Eşiniz şayet o ana kadar
hep tepkisel olduysa bir anda değişemez, bunu
unutmayın. Amacınız kendinizi ifade etmek
olmalıdır. Başlangıçta kendinizi ifade
ederken ısrarcı olmamanız ve sadece eşinizin
düşünmesini sağlamayı amaçlayarak
konuşmanız daha yararlı olacaktır.
Eşinizle onu suçlarcasına
konuşmamalısınız. Unutmayın,
amacınız kendinizi ifade etmek, karşı tarafa
hatalarını anlatmak değil. İletişime
kapalı bir insan kendisine ilk etapta hataları
gösterilecek olursa hatalarını kabul etmeyeceği
gibi iletişimi o noktada bitirir. Bu sebeple ‘ben’
dilini kullanarak kendi duygu ve düşüncelerinizden
bahsetmelisiniz. Mimikleriniz ve ses tonunuzda sertlik veya
duygusallık olmamalı. Olabildiğince nötr
yaklaşın. Göz yaşlarınızı silah
olarak kullanmayın. Eşinizi anlamaya
çalışın ve bunu eşinize hissettirin.
Konuya yoğunlaşın, geçmişe veya yan
konulara dalmayın. Unutmayın, eşinizle
konuşarak istediğinizi kazanamasanız da, hiçbir
şey kaybetmezsiniz.