Öğüt vermek, çözüm
getirmek, yönlendirmek:
Eşinizle konuşurken iletişimi
kesen bazı mesajlar vardır;
“Şöyle yap, böyle
yapma...”
“Bu şekilde hareket
etmemelisin...”
“Yoruluyorum diye
yakınacağına geceleri erken yat...”
“Bu kadar düzensiz
çalışırsan, işlerini tabi
yetiştiremezsin...” gibi cümleler, eşinizde
direnç, yaratabilir, savunmaya itebilir. Genellikle
öğüt vermek, tavsiyede bulunmak eşinizde
baskı veya suçluluk duyguları uyandırarak,
iletişimin kesilmesine veya yön değiştirmesine
neden olabilir.
Yargılamak, eleştirmek, ad
takmak:
“Sen zaten hep kolaya
kaçarsın...”
“Bebek gibi
davranıyorsun...”
“Şikayetten başka bir şey
bilmezsin zaten...”
“Hiçbir fedakarlığa
katlanmak istemiyorsun...”
Genellikle yargılama ve eleştirme
tepkileri ile karşılaşan bir kişi, kendisini
anlaşılmamış, itilmiş,
haksızlığa uğramış ya da çaresiz
hisseder. Bunun sonucunda iletişimi keser ya da öfkeyle
karşılık verebilir.
Soru sormak, araştırmak,
incelemek:
“Neden?...Sen ona ne yaptın?...O sana
ne dedi?... Neden şunu söylemedin?...”
Genellikle soru, inceleme, nedenini arama gibi
yaklaşımların içinde önyargı,
eleştiri veya zorunlu çözüm önerisi
bulunur, ayrıca konuşma sorulara cevap vermeye
takılarak, yön değiştirip asıl konudan
uzaklaşabilir. Sorularla yürüyen iletişimde,
genellikle soru soranın nereye varmak istediğini
diğer kişi anlayamadığından endişeye
kapılabilir veya savunmaya geçebilir.
Teşhis koymak:
“Aslında sen öyle demek
istemiyorsun...”
“Ben senin aslında neden öyle
yaptığını biliyorum...”
“Aslında senin derdin
başka...”
“Anlaşılan bir süre sana
yardımcı olmamı isteyeceksin...”
“Bunları beni üzmek için
anlatıyorsun...”
Bu tür
yaklaşımlarda, kişi sanki eşinin niyetini,
söylemek istediklerini çok iyi biliyormuş, onun
kafasının içindekileri okuyormuş gibi bir
tavır içine girdiğinden, eşini savunmaya
ittiği gibi, sinirlenmesine, sabırsızlanmasına
veya öfkeli cevaplar vermesine neden olabilir. Bu tür
ifadelerle karşı karşıya kalan kişi
kendisini kıstırılmış, yanlış
anlaşılmış hissedebileceği için
büyük olasılıkla iletişimi keser.
Teselli etmek, konuyu
değiştirmek:
“Aldırma, boşver...”
“Düzelir canım, bunu dert
etme...”
“Başka şeylerden
konuşalım...”
“Olur böyle şeyler,
geçer...”
“Bir kahve iç
düzelirsin...”
“Aman sen de herşeyi ciddiye
alıyorsun...”
Aslında teselli etmek çoğu zaman
yararlıdır, ancak doğru olan eşinizi
duyduğunuzu ve anladığınızı
belirttikten sonra teselli vermenizdir. Söyledikleri
duyulmadan, teselli ediliyormuş hissini yaşayan
kişi, kendisini dinlenilmemiş, söyledikleri
saçma bulunmuş ve anlaşılmamış
hissedebilir. Önemsenmemiş veya tam olarak
dinlenilmemiş olmaktan dolayı kızgınlık
duyabilir. Genellikle, dinlemeden verilen teselli mesajları,
konuşan kişide sorununun küçümsendiği
duygusunu yaratabilir.
Eşinizle iletişiminizin engellere
takıldığını
düşünüyorsanız öncelikle kendi
iletişim kurma biçiminizi gözden geçirin.
Çünkü iyi bir dinleyici olmanın, diğer
insanları dinlemenin ve anlamanın birinci
şartı; kişinin öncelikle kendisini dinlemeyi ve
anlamayı başarabilmesidir.