Evlilik insanların
yaşamındaki birçok şeyi değiştirir.
Evlendikten sonra kişilerin tercihleri, hayata bakış
açıları ve davranışları
değişebilir ancak bu değişim olumsuz bir
değişim olmak zorunda değil, aksine, bir
başkasıyla bir arada yaşamayı
öğrenmek bireye birçok olumlu özellikler katar.
Bunların yanı sıra kişilerin evliliğe
tepki göstermeleri kaçınılmazdır.
Çünkü evlilik insanın kendisine ait
dünyasını bir başkasıyla
paylaşmasıdır. ‘İyi’siyle,
‘kötü’süyle paylaşmak. Evlenmeden
önce kendi işini, kariyerini, beklentilerini,
planlarını ve sorunlarını
düşünmesi yeterliyken, evlendikten sonra bireyin
benzer şeyleri eşi için de düşünmesi
gerekir. Evlenmek dünyadaki diğer tüm ilişki
seçeneklerini yani tüm kadınları / erkekleri
feda etmektir. Bunları kabullenmek ve ‘evli’
olduğu fikrine alışmak bireye zor gelebilir.
Sonuçta evlendikten sonra eşlerin ve aralarındaki
ilişki biçiminin değişmesi çok
doğaldır.
Genç eşler, evlendikleri kişinin
bir ‘yabancı’ olduğunu
anladıklarında karar verme zamanıdır, ya
paniğe kapılıp, her şeyden vazgeçerler, ya
da büyür ve evliliklerine sahip çıkarlar.
Evlilik, bir evcilik oyunu değildir.
İki gencin birbirinden hoşlanıp evlenmeye karar
vermesi de onları pespembe bir geleceğin beklediği
anlamına gelmez. Eskilerin ‘nikahta keramet
vardır’ sözüyle de bir yere
varılamayacağı kesin. Görücü
usulüyle birbirlerini tanımadan evlenen kişilerin
ortak bir yaşama alışmaları elbette daha uzun
zaman alır.