Ne istediğinizi tam olarak bilin.
Eşinizden şikayet edeceğinize, siz tam olarak ne
istediğinizi söyleyin ve eşinizin buna tepkisinden
hareket ederek yolunuza devam edin. Eşiniz sizin
kafanızın içinde ne olduğunu bilemeyebilir.
“Arkadaşlarımla görüşmemi neden
engellemeye çalışıyorsun” yerine
“arkadaşlarımla görüşüp
görüşmeme kararı bana ait, bu konuya
müdahale etmeni istemiyorum” ifadesi daha doğrudur
ve ne istediğinizi eşinize anlatmak için daha iyi
bir yoldur.
Tam olarak neyi kastettiğinizi
açıklayın. Mesela eşiniz bir köşeye
çekilmiş sessiz sessiz duruyor. Bu şartlarda
“sen niye sinirlisin?” yerine “bir şeye mi
sinirlendin?” demek daha akıllıcadır. Sinirli
olmayabilir ve açılır derdini anlatır.
Eğer sinirliyse konunun ne olduğunu konuşursunuz.
Oysa, “niye sinirlisin?” demenizin altında
“sen sinirlisin” düşüncesi
yatıyor.
Eşinizi dinleyin. Bu kadar basit.
Çoğu zaman eşinizin tek istediği onu
dinlemenizdir. Eşiniz kendisini dinlediğinizden ve
anladığınızdan emin olduğunda mesele
kalmayacak.
“Sen” yerine “ben”
kullanın. Hep geç kalıyorsun yerine
“beklemekten hoşlanmıyorum” veya
“dağınıksın” yerine “senin
dağıttığın eşyaları toplamaktan
yoruldum” gibi. Kendinizi nasıl hissettiğinizden
sadece siz sorumlusunuz!
Anlayışlı olun! Eşiniz bir
fikri defalarca dile getiriyorlarsa “anlayış”
arıyor demektir. Mutlaka sizin de onunla aynı fikirde
olmanız gerekmiyor, onu anlıyor olmanız
yetecektir.
Bir seferinde bir konuyu tartışın.
Genelde bir tartışma sırasında ondan
önceki on tartışmanın da hesabı ortaya
çıkar. Bu durum işleri daha da
zorlaştırır.
Eşinizle iletişiminizde;
sözsüz davranışlarınızla “sen
değerlisin”, “güvenilirsin” ve
“sevilmeye layıksın” mesajlarını
verilmelisiniz.
Hislerinizi değil, tepkilerinizi kontrol
edin. Çatışmanın nedeni duygu değil, sizin
o duygu karşısında verdiğiniz tepkidir.
Sevdiği insan eve çok geç gelirse herkes
sinirlenebilir, ama bu hissi doğal
karşılayıp konuşmak gerekir. Hissetmek, insan
olmanın bir parçasıdır.