Bir çok evlilik olgunlaşma
sürecinden geçerken ‘sen - ben’ krizi
nedeniyle yıpranıyor ve çok sayıda evlilik bu
yüzden yıkılıyor. Özellikle aşk
evliliklerinde ilk aylar geçtikten sonra
karşılaşılan bir durum var: Karşı
tarafı daha yakından tanımaya
başladıkça o güne kadar görmediğiniz
bazı olumsuz yönlerini fark ediyorsunuz ve hayal
kırıklığı yaşıyorsunuz. Bu
dönemde kopmalar yaşanabiliyor çünkü
romans dönemi bitiyor, heyecan kayboluyor. Halbuki bu da
ilişkinizin bir dönemi. Bu dönem geçtikten
sonra esas yakınlık başlıyor.
“Evliliğim yeni bir dönemde, önce aşk
vardı, bu nedenle gözüm bir şey görmedi,
aşık olduğum hayalimdeki sevgiliydi. Şimdi
olumsuz yanlarını görmeme rağmen gerçek
sevgilimi sevmeye başladım” diyecek noktaya gelmek
önemli. Bu dönemlerin her evlilikte
yaşanacağını bilmek daha sabırlı
davranabilmeyi kolaylaştırıyor.
Günümüz evliliklerinde,
kadınların büyük bir kısmının,
büyümeleri tamamlanmadan, birey olmadan evlenmeleri ve bu
nedenle özgürlük arayışlarının
evlilikte ortaya çıkması sorunlara yol
açıyor. Evliliğe bu şekilde gerçek
dışı özgürlük beklentileri ile
başlayan kadınlar, aradıklarını
bulamıyorlar. Kadın kendi isteğiyle evlenmiş
olsa bile ailesinin evinden eşinin evine geçmiş
oluyor. Evlendikten sonra bir süre anne ve babasına
gösterdiği tepkileri eşine gösteriyor. Bu da
sağlıklı bir evlilik ilişkisi
oluşmasını engelliyor.