Aklını dışarıda
bırakan hiçbir insan ilişkisi türü yoktur.
Hiçbir ilişki türü de sırf akıl
üzerine kurulmuş değildir. İlişki,
dünyanın en zor işidir. Evliliğin uyum
düzeyinin yüksek olması için neler
yapılmalıdır:
1.Kabulleneceksin!
İki şeyi kabulleneceksin. Birincisi
“aramızda iktidar problemi olmasın
hayatım” gibi girişimler tamamen hayalcidir; kabul
edeceksin. İktidar ilişkileriyle sarmalanmış
bir dünyada iktidardan, güçten
büsbütün arınmış bir ilişki
mümkün değildir. Kendi gücünü
karşındakinin burnuna sokmayacaksın. İkincisi,
bir insanın bir başkasını hep aynı
şiddette sevmesi mümkün değildir, bunu da kabul
edeceksin. Sevginin azalmasını da
çoğalmasını da kalıcı olarak
düşünmeyip soğukkanlı olacaksın. Az
sevdiğini hissettiğinde daha çok sevmeye, çok
sevdiğini hissettiğinde korkup az sevmeye
çabalamayacaksın. Her ikisi de seni lüzumsuz yere
yorar.
2. İzin
vereceksin!
Karşındakinin kendisi olmasına
izin vereceksin; sana uymayan yanlarını bile budamaya
kalkmayacaksın. Bu çabanın sonucu
başarılı olsa da, olmasa da onu daha az seveceksin,
unutma. Sen de uyum sağlamak için kendini eksilten bir
çabaya girişmeyeceksin. Bu hiçbir zaman
sandığın kadar iyi olmaz; her zaman
sandığından kötü olur.
3. Belden aşağı
vurmayacaksın!
Hiçbir kavgada, asla belden
aşağı vurmayacaksın. Onun kişiliğini
yıkacak şeyler söylemeyeceksin; onun
zaaflarını kavgada koz olarak kullanmayacaksın.
Sevdiğin insanla ‘yenmek’ için kavga
etmeyeceksin. Bir insan kendisini aşağılayan bir
ilişkiye uzun süre katlanmaz; katlansa bile sen
böyle bir şeye katlanan birine katlanamazsın. O
yüzden ‘yenmeye/yenilmeye’ hiç
başlama!
4. İki
kişilik evren kuracaksın!
Kanepede uzanıp
yaptığınız dedikodularla, komik
küçük sohbetlerle, sadece ikinizin
anlayacağı bir dil ve bu dilin etrafında iki
kişilik bir evren kuracaksın. Orası ilişkinin
kalbidir, zedeleme. Oraya özenle tatlı dedikodular ve
pamuk şekeri gibi hallerini taşıyacaksın.
Dünya işleri zaten ağır; sen hafifleteceksin!
Sakın yanılıp da üçüncü
kişilerden müteşekkil bir mahkemede ilişkinizi
analiz etmeye kalkma. Bu, o iki kişilik evreni tuz buz eder.
Yeniden inşa etmek imkansıza yakındır.
5. Onun
tarafını
tutacaksın!
Ne olursa olsun üçüncü
kişilerin yanında ve üçüncü
kişilere karşı onu tutacaksın! Hiç
‘objektif’ gibi görünmeyebilir bu sana ama
zaten ilişki sübjektiftir, unutma!
6.Yıkılmayacaksın!
En ölümcül haller
dışında hiçbir üzüntünde onun
üzerine yıkılmayacaksın. O senin doktorun,
psikoloğun değil, sevgilin. Kendi derdini
mümkünse kendin halledeceksin. Onu asla “Bana ne
kadar katlanabiliyor” ile test etmeyeceksin.
Çünkü sen de bu testten geçemeyebilirsin.
7.‘Nitelikli’ emek
harcayacaksın!
“Sevgi emektir” cümlesi
eksiktir. “Beni sev, birbirimizi çok sevelim”
cinsinden niteliksiz bir emek sadece yapış
yapış bir debelenmedir. O emeğin içine zeka
katacaksın. İlişkinin ihtiyaçlarını
hassas bir görü ile saptamaya gayret edeceksin.
Örneğin onun yalnız kalmaya ihtiyacı varsa
tepesine binip sevgi performansları yapmayacaksın.
8.Öğreneceksin!
“Benim oğlum bina okur, döner
döner yine okur” cinsi bir ilişki tıkanmaya
mahkumdur; birlikte yeni şeyler görmeye,
öğrenmeye, yeni maceralar yaşamaya bakacaksın.
İlişkinin enerjiye ihtiyacı varsa, kendini
akışa bırakmayacaksın.
9.Antrenman
yapacaksın!
Birbirinize çok yapışıp
kaldığınız anlarda derhal ufak çaplı
tek başına yaşama antrenmanları
yapacaksın. Ona da yaptıracaksın! Bu, ilişkiye
yeni enerji girişini sağlayacağı gibi seni
kaybetme korkusundan uzak tutar. Sen kim olduğunu unutmamak
zorundasın.
10. Dikkat
edeceksin!
En önemli şey ilişkiniz
değil, sakın öyle zannetme. En önemli şey,
o ve sensin; ayrı ayrı. İkiniz de birer
insansınız; bu, sınırsız olanak ve ihtimal
demek. Yani gerekiyorsa, sizi tüketiyorsa ilişkiyi de
boş vereceksin! Onu işte bu kadar seveceksin.